19 Haziran 2015 Cuma

HİSSİZ -Kitap Yorumu



        Merhaba, ben luvia yvette ve bu benim ilk blog yazım .İlk yorumumu bir yazarında ilk göz ağrıyla yapmaya karar verdim ve karşınızda Hissiz yorumum:
 Yazarımız Amerikada ki kahramanları anlatan bir Türk yazar. Başta bu beni biraz endişelendirse de okudukça bu endişelerin yersiz olduğunu anladım.
 Kahramanlar ve olaylar kendini o kadar içine çekiyor ki okurken bana nerede olduğumu unutturuyor, sanki okumuyor yaşıyorum.

        Alexander ne kadar kaba, odun, sertse; heaven bir o kadar narin, hayat dolu ve duygusal. Yazarın da dediği gibi onlar tam bir fırtına ve papatya. Bu iki zıt karakterimiz birbirlerinde aşkı bulurken bende aşkın iyileştirici gücüyle büyülendim. Kitap boyunca hem gülüp hem sinirlenip hem duygulandım. Bir ara karakterlerin kafasını birbirine vurup ‘ yeter deli gibi âşıksınız susup sevin birbirinizi ‘ demek istedim ama bu geçiş süreçleri öyle tadındaydı ki.


       Heaven acılarına karşı susmayı seçerken, Alexander ise tüm hislerini yok saymaya çalışan biri. Çalışan diyorum çünkü kendisi kırk kere söylese gerçek olacağına inanmışçasına ‘Hissetmiyorum’ desede gerek Heavena davranışlarıyla gerek arkadaşlarına davranışlarıyla aslında onları ne kadar önemsediğini görebiliyoruz.

       Kitap ağırlıklı romantikte olsa kahramanlarımızın başından eksilmeyen olaylarda var. Kaçışlar, kaçırılmalar, yangınlar, kovulmalar(!). Ki kovulma kısmı hala delirmemi sağlayan kısımlardan biri ama spoiler vermeyeceğim. Kısacası ne romantikliğiyle boğuyor nede olayları okurken karakterleri unutuyoruz.

       Kitaba hayat katan ve serinin diğer kitaplarının hikâyesini oluşturacak herbiri bambaşka karakterlerde vardı. Adrian, Jasmine, Daniel, Marcus, Josephine ve minik Adriano. Kitabın içinde hepsinin hayatlarına ufak dokunuşlar yapıyoruz ama açıkcası bu dokunuşlar bana ağıza çalınan bir parmak bal gibi geldi. Daha fazlasını okumak ve saklı gerçekleri öğrenmek için diğer kitapları sabırsızlıkla bekliyorum.
       
       Kitapta bir de meşhur elmalı turta var ki ben ancak okurken yanında bir elmalı turta yiyince rahat edebildim benden uyarması. Öyle bir elmalı turta ki hhem ikisinin de geçmişi hem de geleceklerinin mimarı olma özelliği taşıyor.
       
        Kitapta en sevdiğim kısma gelirsek; kesinlikle sonundaki Alexander ve Heavenın yaptığı aşkın tanımı. Beni tamamen büyüledi.

Kitaba puanım:8

Birkaç Minik Alıntı:
“Sen belli ki özlemezsin, beni ama ben seni bir an bile görmesem özlüyorum. Sanki ruhum daralıyor… Cennetinden kovulmuş bir cennet kuşu gibi hissediyorum.”

“Bilemiyorum…. Bir boşluk daha var evet, ama bir bağlantı var Alex. Eminim. Üstelik o gece o binadan çıkan birini daha gördüm ben eminim! Seni sırtımda taşıyordum. Dumandan gözlerim körelmişti, ama koşan bir karaltıyı fark ettim. İçeriden iki ceset çıktığına göre… Biri daha olmalı Alex. Bu yangın işlerinden anlayan biri mutlaka olmalı…”

Altı yaşındaydı ve bütün turtayı yerse, annesinin mutlu olup babasını da alarak geleceğini düşünmüştü.

“Aşk senle olmakmış…”

0 yorum:

Yorum Gönder